![]() |
Hadis-i Åžerifler
Peygamber Efendimiz (sav)’in Namaz ve Abdest ile İlgili Sözleri
Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiÄŸine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “BeÅŸ vakit namazın benzeri, sizden birinizin kapısı önünden akıp giden ve her gün içinde beÅŸ defa yıkandığı bol sulu bir ırmak gibidir.”
(Müslim, Mesâcid 284)
Osman İbni Affân radıyallahu anh’den rivayet edildiÄŸine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim güzelce abdest alırsa, o kimsenin günahları tırnaklarının altına varıncaya kadar bütün vücudundan çıkar.”
(Müslim, Tahâret 33. Ayrıca benzer rivayetler için bk. Nesâî, Tahâret 84; İbni Mâce, Tahâret 6)
Osman İbni Affân radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i benim ÅŸu abdestime benzer ÅŸekilde abdest alırken gördüm. Sonra da şöyle buyurdu: “Bir kimse bu ÅŸekilde abdest alırsa geçmiÅŸ günahları bağışlanır. Onun namazı ve mescide kadar yürümesi de fazladan kazanç sayılır.”
(Müslim, Tahâret 8. Benzerleri içi bk. Ebû Dâvûd, Tahâret 50; Nesâî, Tahâret 84; İbni Mâce, Tahâret 6)
Ebû Züheyr Umâre İbni Ruveybe radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken iÅŸittiÄŸini söyledi: “GüneÅŸ doÄŸmadan ve batmadan önce namaz kılan bir kimse cehenneme girmeyecektir.” Resûl-i Ekrem bu sözüyle sabah ve ikindi namazlarını kastetmiÅŸti.
(Müslim, Mesâcid 213-214. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 9)
Cündüb İbni Süfyân radıyallahu anh’den rivayet edildiÄŸine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir. Dikkat et, ey AdemoÄŸlu! Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda seni sorguya çekmesin.”
(Müslim, Mesâcid 261-262. Ayrıca bk. Tirmizî, Salât 51, Fiten 6; İbni Mâce, Fiten 6)
Cerîr İbni Abdullah el-Becelî radıyallahu anh şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında idik. Dolunay halindeki aya bakarak şöyle buyurdu: “Siz ÅŸu Ay’ı güçlük çekmeden gördüğünüz gibi, Rabbinizi de açıkça göreceksiniz. GüneÅŸ doÄŸmadan ve batmadan önceki namazları kaçırmamak elinizden geliyorsa, kesinlikle kaçırmayıp kılınız.” Buhârî’nin bir rivayetinde: “Resûl-i Ekrem, Ay’ın on dördüncü gecesi Ay’a bakmıştı” denilmektedir.
(Buhârî, Mevâkît 16, Tefsîru sûre (50) 2, Tevhîd 24; Müslim, Mesâcid 211. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 19; Tirmizî, Cennet 16; İbni Mâce, Mukaddime 13)
İbni Mes’ud radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e: Hangi ameller daha faziletlidir? diye sordum. “Vaktinde kılınan namaz” buyurdu. “Sonra hangisi?” dedim. “Ana babaya iyilik etmek” cevabını verdi.
(Buhârî, Mevâkît 5, Cihâd 1, Edeb 1, Tevhîd 48; Müslim, Îmân 137-139. Ayrıca bk. Tirmizî, Salât 14, Birr 2; Nesâî, Mevâkît 51)
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem öğle namazının farzından önceki dört rekat ile sabah namazının farzından önceki iki rekatı hiç terk etmezdi.
(Buhârî, Teheccüd 34. Ayrıca bk. Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 56)
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiÄŸine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.”
(Buhârî, Ezân 30; Müslim, Mesâcid 249. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 42; İbni Mâce, Mesâcid 16)
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiÄŸine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İslam beÅŸ temel üzerine bina kılınmıştır: Allah’tan baÅŸka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduÄŸuna ÅŸahitlik etmek. Namazı dosdoÄŸru kılmak, zekâtı hakkıyla vermek, Allah’ın evi Kâbe’yi haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.”
(Buhârî, Îmân 1, 2, Tefsîru sûre(2) 30; Müslim, Îmân 19-22. Ayrıca bk. Tirmizî, Îmân 3; Nesâî, Îmân 13)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiÄŸine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken iÅŸittiÄŸini söyledi: “Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beÅŸ defa yıkansa, kirinden bir ÅŸey kalır mı?” Sahâbîler: O kimsenin kirinden hiçbir ÅŸey kalmaz, dediler. Resûl-i Ekrem: “BeÅŸ vakit namaz iÅŸte bunun gibidir. Allah beÅŸ vakit namazla günahları silip yok eder” buyurdular.
(Buhârî, Mevâkît 6; Müslim, Mesâcid 283. Ayrıca bk. Tirmizî, Emsâl 5; Nesâî, Salât 7; İbni Mâce, İkâmet 193)
Câbir radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i: “Gerçekten kiÅŸi ile ÅŸirk ve küfür arasında namazı terketmek vardır” buyururken iÅŸittim.
(Müslim, Îmân 134. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 15; Tirmizî, Îmân 9; İbni Mâce, İkâmet 17)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i: “Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” buyururken iÅŸittim.
(Buhârî, Vudû’ 3; Müslim, Tahâret 35)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Ben dostum sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken iÅŸittim: “Mü’minin nuru ve beyazlığı, abdest suyunun ulaÅŸtığı yere kadar varır.”
(Müslim, Tahâret 40. Ayrıca bk. Nesâî, Tahâret 109)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Åžirk ile İlgili Sözleri
(En büyük günah) Allah seni yaratmış iken, O’na ortak koÅŸmandır.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 130)
Allah (z.c.hz.)leri buyurur: “Bir adam bilse ki Ben kudret sahibiyim, günahları affederim. O ÅŸirk etmedikçe, Ben onu affederim.”
(G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 329/1)
Bana göre, sizin için deccalden daha ziyade korktuğum şeyi haber vereyim mi? O, gizli şirktir ki, kişinin kalkıp adamın makamına gösteriş için amel etmesidir.
(G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 163/6)
Åžirk ümmetimde düz taÅŸta karanlık gecede karıncaların geziniÅŸinden daha gizlidir. Alameti, adaletsizlikten dolayı muhabbet, ve adaletten dolayı da buÄŸz etmektir. Ve Din, Allah için sevgi ve Allah için buÄŸzdan baÅŸka nedir? Allah Teala buyurdu ki:”EÄŸer siz Allah’ı seviyorsanız Bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin.
(G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 215/16)
Peygamber Efendimiz’in Birlik, Beraberlik, Tesanüdle İlgili Sözleri
Atâ el-Horasân anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Musâfaha edin ki (el sıkışın ki), kalplerdeki kin gitsin, hediyeleÅŸin ki birbirinize sevgi doÄŸsun ve aradaki düşmanlık bitsin.”
(Muvatta, Hüsnü’l-Hulk 16, (2, 908))
“Allah Katında en sevimliniz dostluk kuran ve kendisiyle dostluk kurulanlarınızdır. Allah nezdinde en sevimsiziniz de arkadaÅŸların arasını açanlardır.”
(İhya’u Ulum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)
“Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Birbirinize kin tutmayınız. Birbirinizi kıskanmayınız. Birbirinizle dostluÄŸunuzu kesmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeÅŸ olunuz.”
(Müslim İhya’u Ulum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.407)
Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduÄŸu zaman, diÄŸer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluÄŸa ve ateÅŸli hastalığa tutulurlar.
(Buharî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)
Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiÅŸtirmesin. Allah’ın kulları kardeÅŸler olunuz.
(Buhari ve Müslim; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. cilt, s. 315)
İman bağlarının en sağlamı Allah için dostluk, Allah için düşmanlık, Allah için sevgidir.
(Kütüb-i Sitte, 10. cilt, s.141)
Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komÅŸusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.
(Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74-75)
Hz. Ebû Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buÄŸzetmektir (sevmemektir).”
(Kütüb-i Sitte, 10. cilt, s.140; Ebû Dâvud, Sünnet 3, 4599)
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İki kardeÅŸ (iki arkadaÅŸ) iki el gibidir, biri ötekini yıkar.
(İhya’u Ulum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)
Ebu Musa’dan (şöyle demiÅŸtir): Peygamber (S): “Mü’min ile mü’min (birbirine karşı) duvar gibidir, birbirini sımsıkı tutarlar” buyurdu da bunu söylerken parmaklarını birbirine geçirip sımsıkı kilitledi.
(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 2 syf.569)
Ebu Musa (el-EÅŸ’ari-R)’dan rivayet edilmiÅŸtir: Peygamber (S) ” Mü’minin mü’mine dayanışması, parçaları birbirine baÄŸlayıp kuvvetlendiren bina gibidir” buyurdu.
(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987)
“Allah’a ve son güne iman etmekte olan kimse komÅŸusuna eza etmesin”.
(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13 syf.6009)
Ebu Hureyre şöyle demiÅŸtir: Rasulullah (S) şöyle buyurdu: “Allah’a ve son güne iman etmekte olan kimse konuklarına ikram etsin. Yine Allah’a ve son güne iman etmekte olan her kiÅŸi hayır söylesin yahud sussun”.
(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13 syf.6009)
Ebu hureyre’den haber verdi ki, Peygamber (S) şöyle buyurmuÅŸtur: “Sizleri zandan sakındırırm. Çünkü zanla söylenen sözler yalanı daha çok olandır. Birbirinizin eksikliÄŸini görmeye ve iÅŸitmeye çalışmayınız, hususi ve mahrem hayatınızı da araÅŸtırmayınız. Birbirinize hased etmeyiniz, birbirinize arkanızı çevirip küsmeyiniz, birbirinize buÄŸz ve düşmanlık da etmeyiniz. Ey Allah’ın kulları, birbirinizle kardeÅŸler (mesabesinde) olunuz!”.
(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13, syf.6046)
“Kim bir iÅŸe giriÅŸmek ister de o hususta Müslüman biri ile musavere ederse Allah onu iÅŸlerin en doÄŸrusunda muvaffak kılar.’
(Alauddin Aliyyu’l-Muttaki, a.g.e. 3, 409, Kütüb-i Sitte, 16. Cilt)
“Hasedden kaçının. Çünkü o, ateÅŸin odunu yiyip tükettiÄŸi gibi, bütün hayırları yer tüketir.”
(Ebu Davud, Edeb 52, kütüb-i sitte, 6.cilt s. 325)
“Kim dünyada bir müminin ayıbını örterse, kıyamet günü Allah da onun ayıbını örter.”
(Ukbe r.a. Kütüb-i Sitte, 1.cilt, sf. 368)
“KardeÅŸini güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeÅŸinin kabına su vermen de birer maruftur.”
(Tirmizi, Hz. Cabir’den rivayet etti, Kütüb-i Sitte2. Cilt)
…Ebu Hüreyre (Radiyallahü anh)’den rivayet edildiÄŸine göre Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuÅŸtur:
“Kim bir müslümandan dünya kederlerinden bir keder giderirse Allah ondan ahiret günü kederlerinden bir keder giderecektir. Kim de müslümanı örterse Allah onu dünya ve ahirette örtecektir. Ve kim bir fakir borçluya kolaylık gösterirse, Allah ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterecektir. Kul, (din) kardeÅŸinin yardımında olduÄŸu müddetçe Allah da onun yardımcısıdır. Kim bir yola giderek onda ilim ararsa, bu çalışması sebebi ile Allah ona Cennet’e giden bir yolu kolaylaÅŸtıracaktır. Allah’ın evlerinden birisinde toplanıp Kur’an okuyarak onu birbirlerine öğreten her cemaatı melekler ziyaret eder, onların etrafından dönerler, o toplumun üzerine iç huzuru ve rahatı iner, ilahi rahmet onları kaplar, katında bulunan melekler yanında Allah onları (övgü ile) anar. Ameli yüzünden geri kalan bir kimse nesebi (nin ÅŸerefi) ile sür’at alamaz.”
(İbni Mace/ 1. cilt/ syf.389)
Peygamberimiz (sav)’in KardeÅŸinin Kusurlarının AraÅŸtırmamakla ilgili sözleri
“Müslüman Müslüman’ın kardeÅŸidir. O’na zulmetmez onu yalnız bırakmaz, bir kimse Müslüman kardeÅŸinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona yardım eder. Bir kimse bir Müslümanın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din kardeÅŸinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.”
(Tecri’di Sarih:7/360; Riyazüs-Salihin:1/284)
“Birbirinizin özel ve mahrem hayatını araÅŸtırmayın.”
(Müslim, Birr ve Sıla, 30)
“Her kim bir müslüman kardeÅŸinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediÄŸi ve görmesini istemediÄŸi ÅŸeylerini örterse, Allah’u Teâlâ da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim müslüman kardeÅŸinin meydana çıkmasını istemediÄŸi birÅŸeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediÄŸi hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeÅŸinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiÅŸ gibidir. ”
(Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58; Tirmizî, Birr ve Sıla, 85)
“Kim bir müslümanın ayıbını dilerse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter. ”
(Ebû Dâvud, Edeb, 39)
“Kim bir ayıp görür de örterse sanki kabrine diri gömülmüş bir yavruya can vermiÅŸ gibi olur. ”
(Ebû Dâvud, Edeb, 38)
“Kendi ayıbı, insanların ayıbını görmekten alıkoyan kimseye müjdeler olsun”
(Aclûnî, KeÅŸfu’l-Hafa, II, 46)
Peygamberimiz (sav)’in Tevekkülle ilgili sözleri
Ebû Hureyre (r.a.) Resûlullah’ın şöyle buyurduÄŸunu haber vermiÅŸtir: “Kuvvetli mü’min, Allah Katında zayıf mü’minden daha hayırlı, (daha üstün) ve daha sevimlidir. (Bununla beraber) her ikisinde de hayır vardır. Sana yararlı olan ÅŸeyi elde etmeye çalış. Allah’dan yardım dile ve asla acz gösterme. Başına birÅŸey gelirse, ”EÄŸer (keÅŸke) şöyle yapsaydım, şöyle olurdu!” diye hayıflanıp durma. ”Allah’ın takdiri bu. O, ne dilerse yapar.” de. Çünkü “eÄŸer (keÅŸke)” kelimesi, ÅŸeytanı memnun edecek iÅŸlerin kapısını açar.”
(Müslim, Kader 34. Tercüme: İsmail L. Çakan, Hadislerle Gerçekler, Erkam Yayınları, İstanbul 1990, s.231)
“BirÅŸey istediÄŸin zaman yalnız Allah’tan iste. Yardım dilediÄŸin zaman Allah’tan dile. Åžunu iyi bil ki bütün yaratılmışlar elbirliÄŸi ile sana bir menfaat bahÅŸetmek isteseler, Allah’ın sana yazdığından daha fazlasını bağışlayamazlar. Yine yaratılmışların tümü elbirliÄŸi ile sana bir zarar vermek isteseler, Allah’ın sana takdir ettiÄŸinden fazlasını yapamazlar.”
(Tirmizi, Sünen, fi sıfati’l-Kıyame, 60)
“Ey Ebû Hureyre! Allah’tan baÅŸka hiçbir ÅŸeye ümit baÄŸlama. Allah’a tevekkül eyle. Bir arzun varsa Allah Teâlâ Hazretleri’nden iste. Allah-ü Teâlâ’nın âdet-i ilâhiyyesi (iÅŸi, kânunu) şöyledir ki; herÅŸeyi bir sebep altında yaratır. Bir iÅŸ için sebebine yapışmak ve sonra Allah Teâlâ’nın yaratmasını beklemek lâzımdır. Tevekkül de bundan ibârettir.”
(Hadis-i şerif-Ey Oğul İlmihali, http://www.kuranikerim.com/dini_sozluk/ds_t3.htm)
“Üzülme, Allah bizimledir.”
(Bera Ibnu’l Azib r.a. Kütüb-i Sitte, 16. cilt, Sf. 200)
“Mümin kiÅŸinin durumu ne kadar ÅŸaşırtıcıdır ! Zira her iÅŸi onun için bir hayırdır. Bu durum sadece mümine hastır, baÅŸkasına deÄŸil : Ona memnun olacağı birsey gelse şükreder, bu ise hayırdır: bir zarar gelse sabreder bu da hayırdır.”
(Suheyb Ibnu Sinan r.a. kutub-ı sıtte, 2. Cilt , Sf. 208)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Tevazu ile İlgili Sözleri
Allah için mütevazi olanı Allah yüceltir. Böbürleneni Allah alçaltır. Allah’ı çok ananı Allah sever.
(İbn Mace İhya’u Ulum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali, cilt. 4, s.655)
Allah Teala Hazretleri güzeldir, güzelliği sever. Kibir ise hakkın ibtali (hükümsüz bırakılması), insanların tahkiri (hor görülmesi)dir.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 24)
Kişi kendisini halktan büyük görüp uzak tuta tuta cebbarlar arasına kaydedilir de, onların başına gelen musibete duçar olur.
((Tirmizi, Birr 61, (2001); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.28) )
İnsanlar ya cehennem kömüründen baÅŸka bir ÅŸey olmayan ölmüş ecdadlarıyla övünmekten vazgeçerler, yahut da Allah katında, burnuyla pislik yuvarlayan Mayıs böceÄŸinden daha adi bir dereceye düşerler. Allah Teala Hazretleri sizden cahiliye kibirini temizledi. Artık o, muttaki bir mümin veya bedbaht bir facirdir. İnsanların hepsi Hz. Adem’in evlatlarıdır. Adem ise topraktan yaratılmıştır.
(Ebu davud, Edeb 120, (5116); Tirmizi, Menakıb (3950, 3951); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.29)
Bir adam nefsinin hoşuna giden birtakım elbise içinde saçları da yapılmış olarak giderken yürüme sırasında kibire düşmüştü ki, birden yere battı. Kıyamet kopuncaya kadar orada zorlukla batmaya devam edecek.
(Buhari, Libas 5; Müslim, Libas 49, (2088); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 32)
“Allah Teala hazretleri, bana: Mütevazi olun, öyle ki, kimse kimseye zulmetmesin, kimse kimseye karşı böbürlenmesin.”
(Iyaz Ibnu Himar r.a.: Ebu Davud, Edeb 48, Kütüb-i Sitte, 16. Cilt , sf. 360)
…Malik’e İbn Umer’den şöyle haber veriyorlardı: Rasulullah (S): “Elbisesini kibirle yerlerde sürüyen kimseye Allah (merhamet bakışı ile) bakmaz” buyurmuÅŸtur.
(Sahih-i Buhari, Cilt 13, syf.5846)
…Harise ibnu Vehb el-Huzai şöyle demiÅŸtir: Ben Peygamber(S)’den iÅŸittim: “Size cennet ehline delalet edip bildireyim: Her zaif olan insanlar tarafından zaif görülen (mütevazı’) mümindir. O ÅŸayet Allah bir ÅŸey üzerine yemin etse, Allah muhakkak onu yemininde gerçek çıkarırdı. Size cehennem ehlini de bildireyim: Onlar da her katı yürekli, kibirli ve hileci, ululuk taslayan kimselerdir.” buyuruyordu.
(Sahih-i Buhari, Cilt 14, syf.6537)
… Ebu Said(-i Hudri) (r.a.)’den rivayet edildiÄŸine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu, demiÅŸtir: “Kim Allah Sübhanehu (rızası) için bir derece tevazu (alçak gönüllülük) ederse Allah o kimseyi buna karşılık olarak bir derece yükseltir. Kim de Allah (rızası) hilafına bir derece kibirlenirse Allah bu kimseyi kibirlenmesine karşılık olarak bir derece alçaltır ki, nihayet onu aÅŸağıların en aÅŸağısında kılsın.”
(Mace Cilt10, Syf.448)
… Iyaz bin Himar (r.a.)’den rivayet edildiÄŸine göre: Peygamber (s.a.v.) onlara bir konuÅŸma yaparak şöyle buyurmuÅŸtur:
“Allah (Azze ve Celle): Birbirinize karşı alçak gönüllülük ediniz ki hiç kimseye üstünlük taslamasın, diye bana vahiy etti.”
(Mace Cilt10, Syf.453)
Peygamber Efendimiz (sav)’in İman ile İlgili Sözleri
Sana, arşın altından, cennet hazinelerinden bir söze delalet edeyim mi? Şöyle dersin: “La havle vela kuvvete İlla Billah” (Allah’tan baÅŸka ne men edecek ve ne de yapacak bir kuvvet vardır.) O zaman Allah buyurur ki: “Kulum teslim oldu ve selamet buldu.”
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 166/3)
Allah’tan baÅŸka ilah yoktur, o tektir, ÅŸeriksizdir. Arz ve semanın mülkü O’na aittir. Bütün hamdler O’nadır, O herÅŸeye kadirdir.” de… TaÅŸlanmış ÅŸeytandan Allah’a sığın.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, s. 311)
Ebu Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiÄŸine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiÅŸ olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceÄŸiniz bir ÅŸey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!”
(Müslim, îman 93-94. Ayrıca bk.Tirmizî, Et’ime 45, Kıyamet 56; İbni Mace, Mukaddime 9, Edeb 11)
Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.
(Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539)
“İman, kalben bilip tasdik etme, dil ile söyleyip ikrar etme, beden uzuvlarıyla da amel etmektir.”
(Hz. Ali r.a. Kütüb-i Sitte, 16. Cilt , Sf. 492)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Yalandan Kaçınmak ile İlgili Sözleri
“EÄŸer siz, Allah ve Resulü’nün sizi sevmesini istiyorsanız, size verilen emaneti yerine veriniz. SöylediÄŸiniz vakit doÄŸru söyleyiniz, komÅŸularınız ile güzel komÅŸuluk yapınız.”
(Mehmed Zahid Kotku, Hadislerle Nasihatlar, Cilt 1, s.278; Taberani’den)
“Kıyamet günü Allah Katında mahlukların en sevimsizleri yalancılar, kibirliler ve kardeÅŸlerine karşı sinelerinde amansız kin besleyenler olacak …”
(İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. Cilt, s.355)
“Kıyamet günü Allah kullarının en sefillerinin ÅŸunlara bu sözle, bunlara da ÅŸu sözle gelen ikiyüzlü kiÅŸilerin olduÄŸunu göreceksiniz.”
(İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. Cilt, s.355; Buhari ve Müslim’den)
“Arkadaşına söylediÄŸin bir sözde o seni tasdik ederken senin ona yalan söylemen büyük bir hıyanettir.”
(İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. Cilt, s.299)
“Kul yalan söyleye söyleye ve yalanı araya araya Allah Katında pek yalancı yazılır.”
(İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. Cilt, s.299)
“Yalan rızkı eksiltir.”
(İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. Cilt, s.300)
“Allah adına and içen kiÅŸi yeminine sivri sinek kanadı kadar (ufak bir) yalan katarsa bu yalan kıyamet gününe deÄŸin kalbinde bir leke olarak kalır.”
(İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. Cilt, s.300; Tirmizi ve Hakim’den)
“Sana Allah korkusunu, doÄŸru sözlülüğü, emaneti yerine getirmeyi, ahde vefayı, yemek yedirmeyi ve mütevazi davranmayı, bol bol selam vermeyi tavsiye ederim.”
(İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. Cilt, s.304; Ebu Nuaym, el-Hılye’de tahriç etmiÅŸtir)
“Allah’ım gönlümü nifaktan, fercimi zinadan, dilimi de yalandan temizle.”
(İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. Cilt, s.301; el-Hatib, et-Tarih’te tahriç etmiÅŸtir)
“Yalan olduÄŸunu bile bile bana bir söz isnadında bulunan yalancılardan biridir.”
(İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. Cilt, s.303; Müslim’den)
“Siz doÄŸruluÄŸa devam ediniz, çünkü doÄŸruluk muhakkak sahibini hayırlara eriÅŸtirir. İyilikler de cennete hidayet eder, götürür. DoÄŸruluÄŸa devam ettikçe ve doÄŸruyu aradıkça Allah Teala’nın indinde sıddik olarak yazılır. Yalandan sakınınız, muhakkak yalan insanı fücura götürür, fücur ise ateÅŸe yani cehenneme götürür, kul yalana devam ettikçe ve yalanı aradıkça indi İlahi’de yalancı yazılır.”
(Mehmed Zahid Kotku, Hadislerle Nasihatlar, Cilt 1, s.279; Buhari ve Müslim’den)
“Bir adam Resulullah (sav)’a “Cennet ameli nedir?” dedi. Cenab-ı Peygamber de “sıdkdır, doÄŸruluktur, doÄŸru söz söylemektir. Zira kul doÄŸru söz söyleyince iyilik yapar, lütuf ve ihsanda bulunur, böyle lütuf ve ihsanda bulununca Allah Teala da iman nasip edip Allah’ı tasdik eder ve O’ndan korkup- iyi ameller ve ibadetler yapıp, günahlardan da kaçar, böylece iman sahibi olunca da cennete girer.” Yine o zat: “Cehennem ameli nedir?” diye sordu, Cenab-ı Peygamber de: “yalandır, yalan söylemektir. Kul yalan söyleyince fasık olur, facir olur, haram ve maasi (günah) iÅŸler. Facir (günahkar), fasık olunca nimet-i İlahiyeyi (Allah’ın nimetini) göremez, tuÄŸyan (bozgunculuk) eder, küfran-i nimet (nimeti inkar) eder. Küfran-i nimet edince de cehenneme girer.”
(Mehmed Zahid Kotku, Hadislerle Nasihatlar, Cilt 1, Seha Neşriyat, İstanbul 1984, s.281)
“Münafığın alameti üçtür: KonuÅŸtuÄŸu vakit yalan söyler; vadettiÄŸinde hulf eder (sözünden döner), emanet edilen ÅŸeye hıyanet eder.”
(Mehmed Zahid Kotku, Hadislerle Nasihatlar, Cilt 1, s.14)
“Yalanda hayır yoktur.”
(Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, 14. cilt, s.554)
“Müslümanda… hainlik ve yalan bulunamaz.”
(İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. Cilt, s.303; İbn Ebi Åžeybe, el-Musannaf’ta tahriç edilmiÅŸtir.)
Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah Katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah Katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.
(Buhârî, iEdeb, 69; Müslim, Birr, 103-104)
Allah Teala’nın yevm-i kıyamette en mebÄŸuz mahluku yalancı ve kibirlilerdir ve bir de din kardeÅŸlerine karşı içlerinde buÄŸz saklayanlardır, siz bunlara mülaki olursanız siz de onlar gibi davranın. Bunlar Allah ve Resulüne itaate çaÄŸrılsalar gayet ağır davranırlar, ÅŸeytanın yoluna ve emrine çaÄŸrılsalar süratle icabet ederler.
(Mehmed Zahid Kotku, Hadislerle Nasihatlar, Cilt 1, s. 45)
Peygamber Efendimiz (sav)’in İslam Dini ile İlgili Sözleri
Din kolaydır. Kimse dine karşı şedid olamaz. Zira dine mağlub düşer. (Yani dinin kolaylığına intibak etmeli. Sıkı tutayım diyen aciz kalır.) Hattı hareketinizi doğrultun, (hududa) yakın olun.
(Ramuz El-Hadis, 1. Cilt, s.98)
KolaylaÅŸtırın, güçleÅŸtirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin.”
(Hz. Said ibni Ebu Berde r.a.) (Ramuz El-Hadis 2. Cilt, s. 510)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Kader ile İlgili Sözleri
“Bir nefse takdir edilmiÅŸ ÅŸey mutlaka olur !”
(Hz. Cabir r.a. Kütüb-i Sitte, 16. Cilt, Sf. 499)
“Kul, hayır ve ÅŸerriyle, tatlı ve acısıyla kadere inanmadıkça imanın halavetini bulamaz.”
(Hz. Enes r.a. Kütüb-i Sitte, 2. Cilt sf. 133)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Ölüm ile İlgili Sözleri
“Ölümü en çok zikreden ve kendilerine gelmezden önce onun için en iyi hazırlığı yapanlardır. İşte akıllılar bunlardır.”
(Hz. Enes r.a.: Ibnu Mace, Zuhd 31, Kütüb-i Sitte, 16. Cilt , Sf. 330)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Cennet ile İlgili Sözleri
… Kadının boynundaki incilerin bir tanesi garble(Batı) ÅŸark(DoÄŸu) arasını aydınlatır… Başında bulunan taçların en küçük incisi de yine ÅŸarkla garb arasını aydınlatır.
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 99/8)
Bir kerpici gümüş, bir kerpici altın, harcı keskin kokulu misk, döşemesi inci ve yakut, toprağı ise za’feran olup, oraya giren mutlu olur, umutsuz olmaz, ebedi olur, ölmez…
(Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 408/10088)
… Cennetin çakılları inci ve yakuttan, toprağı da zâferan (safran)dır …
((Tirmizi); Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)
Gurfeler (cennet köşkleri) kırmızı yakut, yeÅŸil zebercet (zümrüt) ve beyaz incidendir. Onlarda hiçbir kusur ve ayıp yoktur. Cennet ehli bunlara, sizin gökte, doÄŸu ve batıdaki parlak yıldızlara baktığınız gibi bakarlar…
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 225/6)
Cennette öyle köşkler vardır ki, içindeki dışındakini, dışındaki içindekini görür…
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/9)
Cennette gurfeler vardır. Dışları içlerinden, içleri dışlarından görünür.
(Kütüb-i Sitte-14, s. 447/2)
Cennette bir köşk vardır. Etrafı burçlar (hisar, kule), otluk, sulak yerlerle çevrilidir. BeÅŸ bin de kapısı vardır…
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/5)
Bir gün Resulullah, “Cennette öyle köşkler vardır ki, ne kendisini yukarıya baÄŸlayacak çengelleri ve ne de altında direkleri vardır” buyurdu. Bunu dinleyen Ashab, “Ey Allah’ın Resulü, o köşklerin ehli oraya nasıl girecek?” diye sordu. Resulullah (a.s.m.), “Onlar kuÅŸlar misali uçarak girecekler” buyurdu. Cennette “Reyyan” denilen bir nehir vardır. Üzerinde mercandan bir ÅŸehir kurulmuÅŸtur. Onun altın ve gümüşten yetmiÅŸ bin kapısı bulunur. İşte bu, hamil’i Kur’an’a mahsustur.
(Ramuz el-Ehadis-2, s. 326/4)
Cennet binalarının bir tuÄŸlası altın, bir tuÄŸlası gümüş, harcı misk, çakılı inci ve yakut ve toprağı da safrandır…
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 200/6)
Cennette altından bir direk ve üzerinde zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeÅŸil, kıymetli bir taÅŸ) ÅŸehirler vardır ki, onlar cennete yıldızlar gibi ışık verirler…
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/6)
Cennetin içinde inciden bir saray vardır. O sarayın içinde kırmızı yakuttan yetmiÅŸ konak vardır. Her konağın içinde yeÅŸil zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeÅŸil, kıymetli bir taÅŸ) yetmiÅŸ ev vardır. Her evin içinde yetmiÅŸ taht, her taht üzerinde de her renkten yetmiÅŸ yatak vardır. Her evin içinde yetmiÅŸ sofra, her sofranın üzerinde de yetmiÅŸ çeÅŸit yemek vardır. Keza her evin içinde yetmiÅŸ adet hizmetçi vardır…
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 323/554)
Muhakkak ki cennet saraylarından bir sarayın içinde yetmiÅŸ menzil (yer, dünya, ev) bulunur. Her menzilde, içerisine girilmek üzere yetmiÅŸ kapı, her kapının da diÄŸerinden girmekte olan kokudan baÅŸka cennet kokularından koku girer…
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 323-324/555)
Muhakkak ki cennette (mümin için) içi boşaltılmış bir tek inciden bir çadır vardır. Bu çadırın eni altmış mil (yaklaşık 100 km) mesafe genişliğindedir. Bunun her köşesinde (mümine mahsus) birtakım ev halkı vardır ki onlar başkalarını (yani birbirlerini) göremezler. (Ancak) Mümin onları dolaşıp ziyaret eder.
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 325/560)
Cennette mü’minin yüksekliÄŸi altmış mil (yaklaşık 100 km) olan bir inci çadırı vardır.
(Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 408/10091)
GeniÅŸliÄŸi de öyle (yani altmış mildir). Orada mü’minin aileleri bulunacak. Mü’min onları bir bir dolaÅŸacak…
([(Buhari, Müslim ve Tirmizi); Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 408/10092)
Cennet ehlinden derecesi en düşük olanın seksen bin hizmetçisi vardır. Onun için inciden, zebercedden (zümrüt benzeri kıymetli bir taÅŸ) ve yakuttan bir çadır kurulur. Bu çadır, Câbiye’den San’a'ya kadar uzanan bir büyüklüktedir.
((Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı- 5, s. 412/10114)
Muhakkak cennette bir çarşı vardır ki melekler orayı ziyaret ederler. Orada gözlerin mislini görmediği, kulakların duymadığı ve kalplere gelmeyen nimetler vardır. Canımızın istediği herşey bize getirilir. Fakat orada satılan ve satın alınan hiçbir şey yoktur. O çarşıda cennet halkının bazısı diğer bazısı ile karşılaşır. Yüksek menzil ve mevki sahibi döner de mevki bakımından kendinden aşağı derece olan kimse ile karşılaşır. Onların içinde herhangi bir şeyi eksik olan kimse yok ki karşılaştığının üzerine gördüğü süs elbiselerinden dolayı rahatsız olsun. Sözünün sonu gelmeden üzerinde daha güzel bir kıyafet bürünür. Şu muhakkak ki cennette hiçbir kimsenin üzülmesi, kederlenmesi yoktur.
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 325-326/563)
Şüphesiz ki cennette bir çarşı vardır. Fakat orada hiçbir şeyi satın almak ve hiçbir şeyi satmak yoktur. Ancak erkekler ve kadınlar suret ve şekilleri vardır. Binaenaleyh orada hangi kılığı istediğinde ona girecektir
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 326/564)
Muhakkak cennette öyle çarşılar var ki orada alışveriÅŸ yoktur. Fakat cennet ahalisi oraya vardığı zaman taze ve parlak inci ve misk toprak üzerine yaslanarak otururlar. Dünyada oldukları gibi o cennetlerde tanışırlar. Dünyada nasıl olduklarını ve Rablerine ibadetlerinin nasıl olduÄŸunu, geceleri nasıl ihya ettiklerini, gündüzleri nasıl oruç tuttuklarını, dünyanın zenginliÄŸi ile fakirliÄŸinin nasıl olduÄŸunu, ölümün nasıl olduÄŸunu ve … nasıl cennet ahalisinden olduklarını konuÅŸup müzakere (ve sohbet) ederler.
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 326/565)
Sidretü’l-Münteha aÄŸacının meyvesinden her bir meyve yarılınca içinden yetmiÅŸ iki renk ve çeÅŸit yemek çıkar ki orada öbürüne benzeyen hiçbir renk ve çeÅŸit yoktur.
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 312/517)
… Cennetin meyvesindan koparınca, yerine yenisi biter.
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 98/9)
Bir köylü Arap, “Ey Allah’ın Resulü cennetin içinde meyve var mıdır?” diye sordu. Resulullah: “Evet Tuba denilen bir aÄŸaç vardır” buyurdu. O zat: “Ya Resulullah bizim arazimizdeki hangi aÄŸaç ona benzer?” dedi. Resulullah: “Senin arazindeki aÄŸaçlardan hiçbir ÅŸey ona benzemez. Fakat sen hiç Åžam’a geldin mi? Çünkü orada ceviz denilen bir aÄŸaç var ki bir gövde üzerine biterek yukarısı -yani dalları- yayılır. İşte bu aÄŸaç Tuba aÄŸacına benzer” buyurdu. O zat: “Ya Resulullah, o aÄŸacın dip gövdesinin kalınlığı ne kadardır?” dedi. Allah’ın Resulü: “Senin ev halkının develerinden beÅŸ yaşına basan genç bir deve yola çıksa dibini dolaşıp kuÅŸatamaz da nihayet ihtiyarlığından boynu kırılır” buyurdu. Köylü Arap: “Cennette üzüm var mı?” diye tekrar sordu. Resulullah: “Evet vardır” buyurdu. O zat: “O üzümün salkımının büyüklüğü ne kadardır?” dedi. Resul-i Ekrem: “Alaca karganın hiç durmadan bir aylık uçup gideceÄŸi mesafe kadar” buyurdu. O zat: “O üzümün taneleri(nin büyüklüğü) ne kadardır?” dedi. Allah’ın Resulü: “Büyük kova gibidir” buyurdu. O zat: “Ey Allah’ın Resulu, o üzüm tanesi beni ve ev halkımı muhakkak doyurur” dedi. Resulullah: “Evet seni ve ev halkını ve akrabanın ekserisini doyurur… Cennetin hurması aÄŸacın dibinden dallarına doÄŸru intizamlı bir ÅŸekilde yığılıp istif edilmiÅŸtir. Meyveleri büyük testiler misalidir. Ne zaman bir meyve koparılsa yerine baÅŸkası gelir. Cennetin suyu çukur olmayan yerlerden akar. Cennet üzümünün her bir salkımı on iki arşındır.”
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 312-313/518)
Bir kiÅŸi, “Ya Resulullah cennetin içinde hurma var mıdır? Çünkü ben hurmayı seviyorum” diye sordu. Resulullah: “Evet vardır. … cennet hurmalarının altından dalları vardır. Budaklarının baÅŸları altındandır. Altından budakları vardır. Alemlerden herhangi bir kimsenin görmekte olduÄŸu elbiselerin en güzeli gibi yaprakları vardır. Altından hurma salkımları vardır. Hurma salkımlarının çöpü de altındandır. Altından hurma tanesinin dibinde yapışık pul gibi ÅŸeyler vardır. Büyük küpler gibi meyveler var ki (onlar) köpükten yumuÅŸak, baldan tatlıdır.”
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 315/522)
Cennetteki hurma ağacının dalları kırmızı altındır. Sapları yeşil zümrüttür. Yaprakları ipek gibidir. Meyvesi kule gibi iri taneli, kaymaktan yumuşak ve çekirdeksizdir.
(Ramuz el-Ehadis-2, s. 451/4)
Cennette hurma ağaçlarının dalları yeşil zümrüttür. Budakları kırmızı altındır. Yaprakları cennet ahalisi için giyecek kıyafetleridir. Onun bir kısmı kısa (iç) elbiseleri, bir kısmı da içi astarlı dış elbiseleridir. Cennet hurmasının meyvesi büyük testiler ve kovalar gibidir. Sütten daha beyaz, baldan tatlı, köpükten yumuşaktır. İçinde de çekirdek yoktur.
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 314)
Peygamber Efendimiz (sav) bir tabak incir hediye edilip ondan yedi ve sahabelerine: “Bundan yeyiniz. EÄŸer ben bir meyvenin cennetten indiÄŸini söylersem iÅŸte cennetten inen meyve bu incirdir.” buyurdu.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 313)
Karpuzdan faydalanınız ve ona ta’zim (saygı) ediniz. Çünkü onun suyu cennetten, tadı da cennet tadındandır… karpuz cennet (meyvelerin)dendir.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 313)
Dünyada cennet meyvesine benzeyen ÅŸey ancak muzdur. Çünkü Allah Teala (cennetin yemiÅŸi hakkında), “Onun yemiÅŸleri devamlıdır”, buyurmuÅŸtur. Sen ise muzu, yaz ve kış senenin her mevsiminde bulabilmektesin.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 312-313)
Cennet halkının ekmek katığının en faziletlisi, en nefisi ettir. Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 363/654)
Cennette senin canın kuş isteyecek. Hemen kızartılmış olarak önüne getirilip konacaktır.
(Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 414/10123)
Cennetteki huriler yakut ve mercan gibidirler. Adam onlardan birinin yüzüne bakar da, kendini onun yanağında, aynada gördüğünden daha berrak görür. Onların incilerinin en ednası (en küçük, en önemsiz) şark ile garbi ışıklandırır.
(Ramuz el-Ehadis-2, s. 337/7)
Cennet ehlinin vücudu kılsız, yüzü sakalsız, gözleri sürmelidir, gençlikleri zail olmaz (tükenmez), elbiseleri eskimez.
((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)
… Ona giren nimete mazhar olur, eziyet görmez, ebediyet kazanır, ölümle karşılaÅŸmaz. Elbisesi eskimez, gençliÄŸi kaybolmaz.
((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)
“Ya Resulullah! Allah Teala’nın: ‘İri gözlü hurilerdir’ (Vakıa Suresi, 22) sözünü bana anlat” dedim. “Onlar beyaz tenli, iri gözlü, kara kuÅŸun kanatları gibi sürmelidir” dedi. “Ya Resulullah! Allah’ın: ‘sanki o kadınlar birer yakut ve mercandır’ (Rahman Suresi, 58) ayetini anlat” dedim. “Onlar el deÄŸmemiÅŸ sedefteki inci gibi güzeldirler” dedi. “Ya Resulullah! Allah’ın: ‘O cennetlerde iyi ahlaklı güzel kadınlar vardır’ (Rahman Suresi, 70) ayetini anlat” dedim. “Onlar çok güzel huylu ve güzel yüzlüdürler” buyurdu. “Ya Resulullah! Allah’ın: ‘Onlar, toz konmamış yumurta gibidirler’ (Saffat Suresi, 49) ayetini anlat” dedim. “Onlar yumurtanın zarı gibi beyaz ve naziktirler” dedi. “Ya Resulullah! Allah’ın: ‘Kocalarına sevimli ve birbirlerinin akranıdırlar’ (Vakıa Suresi, 37) ayetini söyle” dedim. “Onlar dünyada ihtiyar, gözleri çapaklı, saçları aÄŸarmış ve zayıf olarak ölmüşken, Allah onları cennette bakire, kocalarına sevimli, aşık ve baÄŸlı, birbirlerinin akranı kılacak” buyurdu. “Ya Resulullah! Dünya kadınları mı üstündür, yoksa iri gözlü huriler mi?” dedim. “Elbisenin yüzü astarından kıymetli olduÄŸu gibi, dünya kadınları da hurilerden üstündürler” dedi. “Neden ya Resulullah?” dedim, şöyle açıkladı: “Namazları, oruçları ve Allah’a ibadetleri sebebiyle Allah onların yüzlerini nurlandırır, kendilerine ipek elbiseler giydirir. Onların tenleri beyaz, elbiseleri yeÅŸil, ziynetleri sarı, buhurdanlıkları (tütsülükleri) inci ve tarakları altındır. Onlar şöyle söylerler: “Biz burada ebedi kalacağız. Biz sevimli ve mutluyuz. Asla üzülüp sıkılmayız. BaÅŸka aleme göçmeden hep burada kalacağız. Biz bu halimizden memnunuz ve herÅŸeye razıyız. Hiç kimseye kızmaz ve öfkelenmeyiz. Ne mutlu kendilerine eÅŸ olduÄŸumuz ve bize eÅŸ olan kimselere.”
(Gençlik ve Ölüm, s. 422-423)
… Hurilerden her kadının üzerinde yetmiÅŸ kat elbise vardır ki birinin rengi diÄŸerinde yoktur. Keza kendisine diÄŸerinde bulunmayan yetmiÅŸ çeÅŸit renkli koku verilir. Hurilerden her kadın için, inci ile süslenmiÅŸ kırmızı yakuttan yetmiÅŸ taht, her taht üstünde yetmiÅŸ döşek, her döşek üzerinde koltuk vardır. Hurilerden her kadın için ihtiyacı ve hizmeti için yetmiÅŸ bin hizmetçi kız ve yetmiÅŸ bin hizmetçi erkek vardır. Her hizmetçinin beraberinde, içinde çeÅŸitli yemek bulunan altından tepsiler vardır ki müminlerden biri öbüründe önceki kapta bulamadığı tadı, lezzeti bulur…
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 333/591)
Cennet ehlinin bir çarşısı vardır. Her Cuma oraya gelirler. Derken kuzey rüzgarı eser, elbiselerini ve yüzünü okÅŸar. Bunun tesiriyle hüsün (güzellik) ve cemalleri (yüz güzelliÄŸi) artar. Böylece ailelerine, daha da güzelleÅŸmiÅŸ olarak dönerler. Hanımları: “Vallahi, bizden ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliÄŸiniz artmış!” derler. Erkekler de: “Sizler de Allah’a kasem (yemin) olsun, bizden sonra çok daha güzelleÅŸmiÅŸsiniz.” derler.
(Müslim), Kütüb-i Sitte-14, s. 433/16)
… EÄŸer cennet ehli kadınlarından bir kadın yer ehline görünseydi, dünyayı ve içindekileri aydınlığa boÄŸar ve ikisinin arasını da güzel koku ile doldururdu…
((Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409/10095)
… Orada muazzam köşkler, geniÅŸ nehirler, bol ve olgun meyveler, güzel ve dilber zevceler (kadın, eÅŸ), ebedi pek çok ve renkli güzel elbiseler vardır. Orası yüksek, güzel ve selim yurtlardan parlak hayat sürülen bir yerdir…
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 170/1)
… Onların içinde herhangi bir ÅŸeyi eksik olan kimse yok ki karşılaÅŸtığının üzerinde gördüğü süs elbiselerinden dolayı rahatsız olsun. Sözünün sonu gelmeden üzerinde daha güzel bir kıyafet bürünür…
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 325-326/563)
… Cennetin giyecekleri dokunmaz. Cennetin meyveleri yarılır da ondan elbise çıkar…
(Tezkire-i Kurtubi-1, s. 21)
Cennette hurma aÄŸaçlarının dalları yeÅŸil zümrüttür. Budakları kırmızı altındır. Yaprakları cennet ahalisi için giyecek kıyafetleridir. Onun bir kısmı kısa (iç) elbiseleri, bir kısmı da içi astarlı dış elbiseleridir…
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 314)
… Üzerinde yetmiÅŸ kat elbisesi olur. En aÅŸağısı Tuba aÄŸacından yapılmış, gelincik çiçeÄŸi gibi…
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 99/8)
Cennette öyle bir aÄŸaç var ki bir süvari gölgesinde yetmiÅŸ yahut da yüz sene gider (de bitiremez). O huld -ebedilik- aÄŸacıdır… Cennette bir aÄŸaç var ki, bir kimse dört yaşına girmiÅŸ bir diÅŸi deve yavrusuna yahut da beÅŸ yaşına girmiÅŸ olan bir diÅŸi deveye binmiÅŸ olsa da sonra aÄŸacın dip tarafındaki gövdesini dönmeye baÅŸlasa hareket ettiÄŸi yere ulaÅŸmadan deve ihtiyarlayarak düşer… Onun taze dalları cennet surlarının ötesindekilere ulaÅŸmaktadır. Cennetteki her ırmak muhakkak o aÄŸacın dibinden çıkmaktadır…
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 311/513)
Cennette bir aÄŸaç vardır ki, binekli bir kimse yüzyıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İsterseniz ÅŸu ayeti okuyun: “Daimi gölgededirler, çaÄŸlayıp duran su baÅŸlarındadırlar.”
((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 427/9)
… Tuba cennette bir aÄŸaçtır. Büyüklüğü yüz yıllık yer tutar. Ve cennet elbiseleri de onun tomurcuklarından yapılır.
(Ramuz el-Ehadis-2, s. 313/7)
… Cennet aÄŸaçlarının dip gövdesi inci ve altın, yukarısı da meyvedir.
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 315/523)
Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın.
((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 427/10)
Bu ağaçların dalları kurumaz, yaprakları dökülmez, suyu kaybolmaz, meyvesi tükenmez.
(İlahi Dinlerde Cennet İnancı, s. 54)
Cennet ırmakları, misk dağlarının yahut da misk tepelerinin altından çıkar.
(Tezkireti’l Kurtubi, s. 307/501)
Ehli cennetin ziynetleri, abdest suyunun eriÅŸtiÄŸi abdest yerlerini bulur.
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 247/7)
Cennette altından bir direk ve üzerinde zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeÅŸil, kıymetli bir taÅŸ) ÅŸehirler vardır ki, onlar cennete yıldızlar gibi ışık verirler…
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/6)
Cennette, yay kadar bir yer, GüneÅŸ’in üzerine doÄŸduÄŸu veya battığı ÅŸeyden (dünyadan) daha hayırlıdır.
(Kütüb-i Sitte-14, s. 429/2)
Gümüş tuÄŸladan ve altın tuÄŸladan! Harcı da kokulu misk. Cennetin çakılları inci ve yakuttan, toprağı da zâferandır…
((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)
Sana, arşın altından, cennet hazinelerinden bir söze delalet edeyim mi? Şöyle dersin: “La havle vela kuvvete İlla Billah” (Allah’tan baÅŸka ne men edecek ve ne de yapacak bir kuvvet vardır.) O zaman Allah buyurur ki: “Kulum teslim oldu ve selamet buldu.
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 166/3)
Ehli cennetin en aÅŸağı dereceli olanının cennetteki mülkünü temaÅŸası (seyretmesi, gezmesi) iki bin sene sürer ve bu mülkün en uzak kısmını en yakını gibi görür…
(Ramuz el-Ehadis-1, s. 113/8)
EÄŸer cennette olan ÅŸeylerden bir tırnaklık miktar görünseydi yer ile gök arasını süse boÄŸardı. EÄŸer cennet ehlinden bir adam görünüp bileziklerini gösterseydi, GüneÅŸ’in yıldızların ışıklarını bastırdığı gibi GüneÅŸ’in ışığını bastırırdı.
((Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409/10096)
Cennetliklerin başlarında taçlar vardır. Taçtaki tek inci, meşrık (Doğu) ile mağrib (Batı) arasını aydınlatır.
((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Güzel Ahlakla İlgili Sözleri
Ebü Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiÄŸine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kendisini (doÄŸrudan) ilgilendirmeyen ÅŸeyi terketmesi, kiÅŸinin iyi Müslüman oluÅŸundandır.”
(Tirmizî, Zühd 11. Ayrıca bk. İbni Mace, Fiten 12)
Rivâyete göre, Nebî Salla’llahu aleyhi ve sellem’e bir kiÅŸi: Yâ Resûlu’llah! Bana nasîhat buyur, temennîsinde bulundu. Resûl-i Ekrem: Gazablanma (titizlenme sakın.) buyurdu. Bunun üzerine o kiÅŸi, Resûl-i Ekrem’e tekrar tekrar nasîhat temennîsinde bulundu (her def’asında) Resûl-i Ekrem: Gazablanma, buyurdu.
((Ebu Hureyre, http://www.hadis.org/modules.php?name=es-Sahih)
Rabbim bana dokuz ÅŸey emretti: Gizli halde de aleni halde de Allah’tan korkmamı, öfke ve rıza halinde de adaletli söz söylememi, fakirlikte de zenginlikte de iktisat yapmamı, benden kopana da sıla-ı rahim (dostluk) yapmamı, beni mahrum edene de vermemi, bana zulmedeni affetmemi, susma halimin tefekkür olmasını, konuÅŸma halimin zikir olmasını, bakışımın ibret olmasını, marufu (doÄŸru ve güzel olanı) emretmemi.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317)
Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı söyle.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317)
Her nerede olursan ol Allah’tan ittika et ve kötülüğün arkasından iyilik yap, bu onu yok eder. İnsanlara iyi ahlakla muamele et.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 328)
“İnsanlara güzel ahlakla muamelede bulun.
(İbni Kesir, Sire, 4:194-195; Salih Suruç, Kainatın Efendisi Peygamberimizin Hayatı, Yeni Asya Yayınları, İstanbul, 1998, s.507)
Peygamberimiz (sav), Yemen’e gönderdiÄŸi elçilerine ÅŸunları tavsiye etmiÅŸtir: “Sirke balı bozduÄŸu gibi, kötü huy da ameli ifsad eder.”
(İbn Hıbban; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 111)
Müminin şerefi dini, asaleti güzel ahlakı, mürüvveti de aklıdır.
(İbn Hıbban, Hakim; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 111-112)
Rıfk (yumuşaklık, mülayimlik) bir şeye girdi mi, onu mutlaka tezyin eder, bir seyden de çıkarıldı mı, onu mutlaka kusurlu kılar.
(Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. İbrahim Canan, cilt 7, s. 292)
” Allah’a takva ve güzel ahlak.” (En ziyade neyin insanları cennete sokacağını soruyorlar.)
(Tirmizi, Birr 62, kutub-ı sıtte, 16. Cilt , sf. 329)
Ruhumu kudret altında tutan Allah’a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer.
Tirmizi; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.792
Müminin mizanında en ağır basacak ÅŸey güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala iÅŸi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuÅŸan kimseye buÄŸz eder”
G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 15/9
İmanın kemali, güzel ahlakladır.
G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 344/4
Güzel ahlak hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlak ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi.
(Hz.İbni Abbas r.a.) Ramuz el-Hadis s.215
“Sizler insanları mallarınızla memnun edemezsiniz, onları güzel yüz ve güzel huyla hoÅŸnut edersiniz.”
Bezzar, Ebu Yala, Taberani; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 111
“Allah Teala kolaylık gösteren ve güler yüzlü kiÅŸiyi sever.”
Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998,, s.444
“Her nerede olursan ol Allah’tan ittika et ve kötülüğün arkasından iyilik yap, bu onu yok eder. İnsanlara iyi ahlakla muamele et.”
(Hz. Ebu Zerr r.a. : Tirmizi, Birr 55 Kütüb-i sitte, 16. Cilt , sf. 328)
“Yiyiniz, tasadduk ediniz, giyiniz. Fakat bunları yaparken israfa ve tekebbüre kaçmayınız”.
(Ibnu Amr Ibni’l-As r.a. : Nesai, Zekat 66 : Buhari, Libas 1, Kütüb-i sitte, 16. Cilt Sf. 361)
“(Åžaka sırasında da olsa) haktan baÅŸka birÅŸey söylemem.”
(Musned-i Ahmed, 2,340 : Tirmizi, Birr 57 Kütüb-i Sitte, 16. Cilt)
…Abdullah ibn Umer şöyle demiÅŸtir: Bir kimse Peygamber (S)’e: Ben alışveriÅŸ iÅŸlerinde aldatılıyorum, dedi. Peygamber de ona: “Sen bir ÅŸey satın almak istediÄŸin zaman: (İslam’da) aldatma yoktur, de” buyurdu. Bundan sonra artık o zat bu sözü söyler oldu.
(Sahih-i Buhari, Cilt 5, syf.2225)
…Enes bin Malik (Radiyallahü anh)’den:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduÄŸu rivayet edilmiÅŸtir:
“Sizin hiç biriniz kendi nefsi için arzuladığını (din) kardeÅŸi için de – yahut buyurdu ki komÅŸusu için de – istemedikçe (tam) iman etmiÅŸ olamaz.”
(İbni Mace/ 1. cilt/ syf.113)
… Cerir bin Abdillah el-Beceli (r.a.)’den rivayet edildiÄŸine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu, demiÅŸtir: “Kim yumuÅŸaklıkla muamele etmekten mahrum olursa hayırdan mahrum olur.
(Mace Cilt 9, Syf.475)
“… Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)’dan rivayet edildiÄŸine göre; resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuÅŸtur.
İslam dinine erdirilen, yetecek derecede rızkı verilen ve buna kanaatkar olan kimse muhakkak felah bulmuÅŸtur.”
(Mace Cilt10, Syf.415)
… Amr bin Şüayb’in dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (r.a.)’den rivayet edildiÄŸine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu, demiÅŸtir:
“Yeyiniz, içiniz, sadaka veriniz ve giyininiz, buna israf ve kibir karışmadıkça.”
(Mace Cilt 9, Syf.385)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Sevgi, Merhamet ve Adalet ile İlgili Sözleri
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Biriniz kardeÅŸinin ahlakını (Allah için) seviyorsa bunu kendisine söylesin.
(Kütüb-i Sitte, 10. cilt, s. 135; Ebû Dâvud, Edeb 122, (5124); Tirmizi Zühd 54, (2393))
Size vermekte olduÄŸu nimetlerinden ötürü Allah’ı sevin, beni de Allah beni sevdiÄŸi için seviniz.
(Tirmizi; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 4. cilt, s.594)
Resulullah bir kere dua ederken şöyle buyurdu: “Ya Rabbi! Bana Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini ve beni Senin sevgine yaklaÅŸtıracakların sevgisini ihsan eyle ve Kendi sevgini bana hararetten, susuzluktan yananların, soÄŸuk suya kavuÅŸmasını istemelerinden sevgili kıl.
(İmam Gazali, Kimya-yı Saadet, s. 594 ((2) VI/253) ((5) VI/253)
Kalbinin yumuşamasını sever misin? Yetime merhamet et, onun başını okşa ve ona yediğinden yedir. Kalbin yumuşar.
(Ramuz El-Ehadis, Musannif Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Mütercim: Abdülaziz Bekkine, cilt 1, 11-9)
” KardeÅŸini güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeÅŸinin kabına su vermen de birer maruftur.”
Tirmizi, Hz. Cabir’den rivayet etti kutub-ı sıtte, 2. Cilt
” Mümin kiÅŸi, diÄŸer mümine karşı duvar gibidir, birbirlerini takviye ederler.”
(Nesai kutub-ı sıtte, 2. Cilt , Sf. 374)
Size vermekte olduÄŸu nimetlerinden ötürü Allah’ı sevin, beni de Allah beni sevdiÄŸi için seviniz.
Tirmizi; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 4. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.594
Allah uÄŸrunda birbirine muhabbet eden kimseler, O’nun gölgesinden baÅŸka gölge olmayan günde, O’unu ArÅŸ-ı Alâsının gölgesindedirler. Kendilerine nurdan kürsüler kurulur. Onların Rableri ile olan meclislerine, Peygamberler, sıddıklar ve ÅŸehidler bie imrenirler.
(Hz. Muaz İbni Cebel r.a.) Ramuz El-Hadis s.233
“Mümin kendisi için sevdiÄŸini kardeÅŸi için de arzular.”
Buhari ve Müslim; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 152
“HediyeleÅŸin, birbirinizi sevin. Birbirinize yiyecek hediye edin. Bu, rızkınızda geniÅŸlik hasıl eder.”
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.239
“ZiyaretleÅŸin, hediyeleÅŸin. Çünkü ziyaret sevgiyi perçinler, hediye de kalpteki kötü duyguları söker atar.”
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.239
“Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiÅŸtirmesin. Allah’ın kulları kardeÅŸler olunuz.”
Buhari ve Müslim; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 315
“Sizden önceki toplumların derdi size de bulaÅŸtı: Haset ve kin. Kin beslemek kökten kazıyan ÅŸeydir. Allah’a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiÅŸ olamazsınız. Size birbirinizi seveceÄŸiniz bir ÅŸeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayın.”
Tirmizi; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 425
Mü’minler birbirlerine muhabbetli ve hayırlıdır, evleri ve bedenleri ayrı olsa da. Facirler ise birbirlerini aldatıcıdırlar. Evleri ve bedenleri toplu olsa da. Ve birbirleriyle mücadele ederler.
(Hz. Enes r.a.) Ramuz El-Hadis s.233
Merhamet edin, merhamet olunasınız. Af edin, af olunasınız. Yazık, laf ebesi olanlara. Yazık günahlarına bilerek devam edip, istiğfar etmeyenlere.
G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 70/10
Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin.
Hz. Said İbni Ebu Berde; G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 510/5
Allah yoluna birbirlerini sevenler, arşın gölgesinden başka gölge olmayan o günde, arşın gölgesindedirler. Nurdan münberler üzerinde. Onların mekanlarına Nebiler ve Sıddıklar gıbta ederler.
(Hz. Muaz r.a.) Ramuz El-Hadis s.233
Allah yolunda muhabbet edenler, Arşı Alâ etrafında yakuttan kürsüler üzerinde olurlar.
(Hz. Ebu Eyyub r.a) Ramuz El-Hadis s.233
“Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı söyle.”
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317
“Fakirleri seviniz ve onlara yakın olunuz. Siz onları severseniz, Allah da sizi sever. Siz onlara yakın olursanız, Allah da size yakın olur. Siz onları giydirirseniz, Allah da sizi giydirir. Siz onları yedirirseniz, Allah da sizi yedirir. Siz cömert olunuz ki, Allah Teala da size karşı cömert olsun.”
G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 17/15
“Zulümden kaçının. Zira zulüm, kıyamet günü karanlıklar olacaktır. Cimrilikten de kaçının, zira cimrilik, sizden öncekileri helak etmiÅŸ, onları birbirlerinin kanlarını dökmeye, haramlarını helal addetmeye sevk etmiÅŸtir.”
Muslim, Birr 56; Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 357
Mü’min alicenaptır ve kerimdir (Hüsnü zannı sebebile aldanır). Facir ise hilekardır.
(Hz. Ebu Hüreyre r.a.) Ramuz El-Hadis s.230
Mü’min her halinde hayır üzerindedir. Ruhu, Allah Azze ve Celleye hamd eder olduÄŸu halde, iki yanı arasında kabzolunur.
(Hz.İbni Abbas r.a.) Ramuz El-Hadis s.230
Mü’min omuzları yumuÅŸak kimsedir (iyi geçimlidir). O din kardeÅŸine rahatlık verir. Münafık ise uzak durur. Ve kardeÅŸine sıkıntı verir. Mü’min selâm vermekte atılgandır. Münafık ise bakar ki 0nce kendisine versinler.
(Hz. Enes r.a.) Ramuz El-Hadis s.230
Maruf (iyilik) cennet kapılarındandır. Ve fena ölümü defeder. İyilik ismi gibi iyidir. Ve dünyada iyilik adamı olan ahirette de iyilik ehli olur.
(Hz.İbni Şihab r.a.) Ramuz El-Hadis s.236
“Ey insanlar dikkat ediniz! Rabbiniz tektir. Arabın, Arab olmayana, Arab olmayanın Arab’a, siyahın kırmızıya, kırmızının siyaha, takvadan öte, hiçbir üstünlüğü yoktur. Şüphesiz Allah Teala katında en üstününüz, Allah Teala’dan en çok korkanınızdır.”
Müsned-i Ahmed b. Hanbel, 5/411
Peygamber Efendimiz (sav)’in Sabırla İlgili Sözleri
“…Yanımda bulunan hayırdan (yani maldan) hiçbir ÅŸeyi sizlerden alıkoymuyorum. Åžu muhakkak ki, kim (istemeyip) iffetli kalmak isterse, Allah onu iffetli kılar. Kim de sabretmeye çalışırsa, Allah ona da sabır ihsan eder. Kim insanlardan müstaÄŸni olmak isterse, Allah onu müstaÄŸni kılar. Sizlere sabırdan daha hayırlı ve sabırdan daha geniÅŸ hiçbir atıyye asla verilmemiÅŸtir!” buyurdu.
(Sahih-i Buhari, Cilt 14, syf.6401)
… Sen, yakini bir imanla, tam bir rıza ile Allah için çalışmaya muktedir olabilirsen çalış; ÅŸayet buna muktedir olamazsan, hoÅŸuna gitmeyen ÅŸeyde sabırda çok hayır var. Åžunu da bil ki nusret sabırla birlikte gelir, kurtuluÅŸ da sıkıntıyla gelir, zorlukta da kolaylık vardır, bir zorluk iki kolaylığa asla galebe çalamayacaktır.
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 315
Sabır imanın yarısı, yakin de imanın tamıdır. (Hz.İbni Mes’ud r.a) Ramuz El-hadis s.217
Haya zinettir. Takva’da keremdir. En hayırlı binek de sabırdır. İbtila halinde insanın musibetinin berteraf olmasını Allah’tan beklemek ibadettir.
(Hz.Cabir r.a). Ramuz El-Hadis s.204
Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır. Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mümine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır.
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s. 208
Peygamber Efendimiz (sav)’in Kuran ve Sünnet ile İlgili Sözleri
Muhakkak ki, en güzel söz Allah’ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)’in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılandır.
(3. Buhârî, I’tisam 2, Edeb70)
Her çalışanda bir ÅŸevk mevcuttur, her ÅŸevkin de bir sonu vardır. Kimin ÅŸevkinin sonu sünnetimde kalırsa doÄŸru yoldadır. Kim de hata eder (sünnetimin haricinde kalır) ise o da sapıtmıştır.”
(Kütüb-i Sitte, Hadis No: 83)
Ebü Rukayye Temîm İbni Evs ed-Darî radıyallahu anh’den rivayet edildiÄŸine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem: “Din nasihattir” buyurdu. Biz kendisine: Kimin için nasihattir? dedik. Peygamber Efendimiz: “Allah, Kitabı, Resulü, mü’minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir” buyurdu.
(Müslim, İman 95. Ayrıca bk. Buhari, İman 42; Ebü Davüd, Edeb 59; Tirmizî, Birr 17; Nesaî, Bey’at 31, 41)
Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.
(Buharî, Fezailü’l-Kur’an 21)
Kim bana itaat ederse, muhakkak ki Allah’a itaat etmiÅŸtir. Kim de bana isyan ederse muhakkak ki Allah’a isyan etmiÅŸtir.
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 482)
Kuran, Allah Azze ve Celle’nin kelamıdır. Öyle ise Kuran sahibi, Rabbinin, yasak ettiklerini yapmamak sureti ile ona tazim (hürmet) etsin.
(G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 227/10)
Kim ki Kuran’ı öne alırsa, Kuran onu cennete götürür. Kim de arkasına bırakırsa onu da cehenneme sürer.
(G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 227/9)
Ey kavmim, ağır olunuz. Sizden evvelki ümmetler, bu yaptığınız şeyle helak oldu. Peygamberlerine karşı ihtilafları sebebi ile ve kitaplarının bazısını bazısına karıştırmaları sebebi ile.
(G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 450/10)
Hz. Peygamber (sav), “size emrettiklerimi yerine getirin, yasaklarımı da gücünüz yettiÄŸince terk edin” buyurmuÅŸtur.
(Müslim, sf. 412; İbn Mace, Mukaddime, 1)
Efendimiz (sav) sünnetine uyulmasını emrettiÄŸi gibi, kendi ashabına da uyulmasını emir buyurmuÅŸtur: “İçinizde benden sonra yaÅŸayanlar birçok ayrılıklara ÅŸahit olacaktır. Size sünnetimi, hidayete erdirilmiÅŸ, doÄŸru yolu bulmuÅŸ halifelerinin sünnetini (yolunu) tavsiye ederim. Ona sımsıkı sarılın, adeta diÅŸlerinizle tutun, sonradan çıkacak ÅŸeylerden sakının. Çünkü her uydurma bidat, her bidat sapıklıktır.”
(Ebu Davud, Sünne, 5)
“Ümmetimin fesad zamanında, unutulmuÅŸ sünnetlerimden birini ihya edene yüz ÅŸehid sevabı verilir”
(İbn-i Mace)
Size iki ÅŸey bırakıyorum. Bunlara uyduÄŸunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah’ın Kitabı ve Resulü’nün sünneti.
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 328
“Kim ki Kuran’ı öne alırsa, Kuran onu cennete götürür. Kim de arkasına bırakırsa onu da cehenneme sürer.”
G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 227/9
Peygamber Efendimiz (sav)’in Duayla İlgili Sözleri
Peygamber Efendimiz Allah’a kendisine güzel bir ahlak ve iyi bir huy vermesi için dua ettiÄŸi şöyle belirtilir: “Allah’ım! Yaratılışımı ve ahlakımı güzelleÅŸtir. İlahi! Beni ahlakın kötülerinden uzaklaÅŸtır.”
(Tırmizi, İmam Ahmed ve Hakim’den; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 789)
… Bir ÅŸey isteyince Allah’tan iste. Yardım talep edeceksen Allah’tan yardım dile. Zira kullar, Allah’ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah’ın yazmadığı bir zararı sana vermek için biraraya gelseler, buna da muktedir olamazlar.
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s. 314
İcabetten emin olarak Allah’a dua edin.
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 327
Dua ibadetten ibarettir. Allah buyurur ki: “Bana dua edin, Ben size icabet edeyim”
(Hz.Numan İbni Beşir r.a.) Ramuz El-Hadis s.207
Dua, mü’minin silahıdır ve dinin direÄŸidir. Göklerin ve yerin nurudur.
(Hz.Ali r.a.) Ramuz El-Hadis s.207
Ebu Musa el-EÅŸ’ari’den şöyle tahdis etti: Peygamber (S) ÅŸu dua ile dua ederdi:……… “Ey Rabbim! Benim günahımı, bilgisizliÄŸimi, her iÅŸimde israfımı ve benden daha iyi bilmekte olduÄŸun kusurlarımı maÄŸfiret eyle! Ya Allah! Benim hatalarımı, kasdımla ve bilgisizliÄŸimle iÅŸlediklerimi, ÅŸakalarımı maÄŸfiret eyle! Bunların hepsi bende vardır. Ya Allah! Evvelden yaptığım, sonradan yapacağım; gizlediÄŸim, açığa çıkardığım bütün günahlarımı Sen maÄŸfiret eyle! Öne geçiren ancak Sensin, sonraya bırakan da ancak Sensin. Sen her ÅŸeye gücü yetensin!)”.
(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 14 syf.6336)
” Ey kalpleri tesbit eden Rabbimiz ! Kalplerimizi dinin üzerine tesbit et.”
(Nevvas Ibnu Sem’an el-Kilabi Kütüb-i Sitte, 16. Cilt , Sf. 536)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Oruç ile İlgili Sözleri
Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiÅŸ günahları bağışlanır.
(Buhari, İman 28, Savm 6; Müslim, Sıyam 203, Müsafirîn 175. Aynca bk. Ebu Davüd, Ramazan l, Savm 57; Tirmizî, Savm l. Cennet 4; Nesaî, Sıyam 39; İbni Mace, İkamet 173, Sıyam 2, 33)
Aziz ve celîl olan Allah “İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükafatını da ben vereceÄŸim”. Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuÄŸu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Åžayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiÄŸi zaman, diÄŸeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuÅŸtuÄŸu andır.”
(Buharî, Savm 9; Müslim, Sıyam 163)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Temizlik ile İlgili Sözleri
Müslümanlık temizdir, kirsizdir. Siz de temiz olun, temizlenin, Zira cennete temizler girer.
(G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 96/2)
Câbir anlatır: “Peygamber salla’llahü ‘aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Hilâl eylemek diÅŸleri arıtır, pâk eyler, diplerini saÄŸlamlaÅŸtırır ve ağız kokusunu güzel eyler.”
(Önder ÇAĞIRAN, Tıbbi Nebevi,1. Baskı, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1996)
Şüphe yok ki Yüce Allah temizdir, temizliği sever. İkramı boldur, ikramı sever. Cömerttir, cömertliği sever. Artık evlerinizin çevresini temiz tutun.
(Et-Tıbbün Nebavi s.216)
Benim ümmetim kıyamet gününde yüzleri parlak, elleri ve ayakları nurlu olarak haşrolunacaktır. Herkes gücünün yettiği kadar bu parlaklığı arttırsın.
(http://www.diyanet.gov.tr/turkish/hutbe.asp?h_id=193)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Aileyle İlgili Sözleri
“… (Abdullah) bin Abbas (r.a.)’dan rivayet edildiÄŸine göre: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Sizin en hayırlı olanınız, ailesine en iyi olanınızdır. Ben de aileme iyi olanınızım.”
(Mace, Cilt5, Syf.461)
“Allah’tan korkun. Çocuklarınızın size itaatli olmalarını istediÄŸiniz gibi siz de onların aralarında adaletle davranınız.”
G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 13/10
“Bir baba çocuÄŸuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz.”
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.512
“Çocuklarınıza ikram edin ve terbiyelerini güzel yapın…”
Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s.515
“En olgun imana sahip mümin huyu en güzel ve ailesine karşı en nazik, lütufkar olanıdır.”
Nesai, Tirmizi ve Hakim’in de yaklaşık anlamda rivayetleri vardır.; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.105
“En hayırlınız, hanımlarına en hayırlı olanınızdır. Ben hanımlarına karşı sizlerin en iyisiyim.”
Tirmizi; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.10
Peygamber Efendimiz (sav)’in Dünya Hırsından Kaçınmak ile İlgili Sözleri
Malı toplayıp da harcama hususunda cimri davranma ki Allah rızkını senden keser, saklayıp elinde infak etmeksizin tutma ki Allah da senden meneder.
(İbn-i Kesir, Peygamberimizin Åžemaili Mu’cizeleri, Temel NeÅŸriyat, sf. 87)
Zenginlik, mal ve metaın çokluğundan değildir; fakat zenginlik gönül zenginliğidir.
(Sünen-i Tirmizi Tercemesi Cilt: 4, Sf: 195)
… Ata Ebi Rebah şöyle demiÅŸtir: Ben ibn Abbas’dan iÅŸittim, şöyle diyordu: Ben Peygamber(S)’den iÅŸittim, şöyle buyuruyordu: “Adem oÄŸlunun iki vadi dolusu malı olsa, muhakkak bir üçüncüsünü ister. Adem oÄŸlunun iç boÅŸluÄŸunu (hırslı gönlünü) topraktan baÅŸka bir ÅŸey dolduramaz. Allah (ihtirastan) tevbe eden kiÅŸinin tevbesini kabul eder”.
(Sahih-i Buhari, Cilt 14, syf.6373)
… Ben Abdullah ibnu’z Zubeyr’den Mekke’de minber üzerinde hutbe yaparken iÅŸittim; o şöyle diyordu: – Ey insanlar! Peygamber (S) şöyle buyurdu: “EÄŸer Adem oÄŸluna altın ile dolu bir vadi verilseydi, o kendisine ikinci bir vadi verilmesini arzu ederdi. Åžayet kendisine ikinci bir vadi verilse, üçüncüsünü isterdi. Adem oÄŸlunun iç boÅŸluÄŸunu ancak toprak kapatır. Allah da (hırstan) tevbe eden kimsenin tevbesini kabul eder”.
(Sahih-i Buhari, Cilt 14, syf.6374)
“… (Abdullah) bin Abbas (r.a.)’dan rivayet edildiÄŸine göre: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Sizin en hayırlı olanınız, ailesine en iyi olanınızdır. Ben de aileme iyi olanınızım.”
(Mace, Cilt5, Syf.461)
…. Hakim ibn Hızam şöyle demiÅŸtir: Ben Peygamber(S)’den istedim; O da bana verdi. Sonra yine istedim, O da bana verdi sonra yine istedim, yine verdi. Bundan sonra: “Bu mal….” Buyurdu.
……….Peygamber (S) bana: “Ya Hakim! Şüphesiz bu mal yeÅŸildir, tatlıdır. Her kim bu malı nefis güzelliÄŸi ile hırssız olarak alırsa, o mal kendisi için bereketli, meymenetli kılınır. Kim de bunu nefis düşkünlüğü ile, hırsla alırsa, mal alan için bereketli kılınmaz. O ihtiraslı kiÅŸi yiyip de hiç doymayan (köpek açlığı hastalığına tutulmuÅŸ) kimse gibi olur. Yüksek el, alçak elden hayırlıdır!” buyurdu.
(Sahih-i Buhari, Cilt 14, syf.6376)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Güzel Söz Söylemekle ile İlgili Sözleri
Ebu Hureyre, Peygamber (S)’den, “Güzel ve hoÅŸ söz sadakadır” buyurduÄŸunu nakletmiÅŸtir.
(Sahih-i Buhari, Cilt 13, syf.6013)
… Adiyy ibn Hatim şöyle demiÅŸtir: Peygamber (S) ateÅŸi zikretti de ondan Allah’a sığındı ve yüzünü ondan çevirdi. Sonra yine ateÅŸi yani cehennemi zikretti, ondan sığındı ve yüzünü döndürüp çevirdi……..
- “Sizler tek hurmanın yarısı ile, bunu da bulamayan güzel bir sözle de olsa ateÅŸten korununuz” buyurdu.
(Sahih-i Buhari, Cilt 13 syf.6013)
…Ebu Hureyre, Rasulullah (S) şöyle buyururken iÅŸitmiÅŸtir: “Kul bazen içinde ne olduÄŸu belli olmayan (yani kötülüğünü ve ne sabit olacağını düşünmeden) bir söz söyler de, o söz sebebiyle ateÅŸin içinde, güneÅŸin doÄŸduÄŸu yer ile battığı yer arasında daha uzak bir derinliÄŸe kayıp gider!”.
(Sahih-i Buhari, Cilt 14, syf.6405)
“… Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiÄŸine göre: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu, demiÅŸtir:
‘Birinizin oruç günü olduÄŸu zaman sakın çirkin söz söylemesin. Ve cehaletin gereklerinden bir ÅŸey iÅŸlemesin. EÄŸer bir kimse ona karşı cahilce davransa; Ben oruçlu bir adamım, desin.’”
(Mace Cilt4, Syf.592)
“… İbn-i Ömer (r.a.)’dan rivayet edildiÄŸine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu demiÅŸtir:
Bir (mü’min) kulun sırf Allah rızasını talep etmek için yuttuÄŸu bir öfke yudumundan Allah katında sevap bakımından daha büyük bir yudum yoktur.”
(Mace, Cilt10, Syf.462)
Peygamber Efendimiz (sav)’in EÅŸitlik ile İlgili Sözleri
Peygamberimiz (sav) insanları ırka ve renge göre deÄŸerlendirme anlayışının basitliÄŸi üzerinde durmuÅŸ ve Veda Hutbesinde Arap kavmine hitaben şöyle söylemiÅŸtir: Soylarla övünülmez. Araplar, Arap olduklarından Acemlerden; Acemler de, Acem olduklarından Araplardan üstün sayılamazlar. Çünkü Allah Katında en yüce olanınız, ona karşı gelmekten en fazla kaçınanınız (en takvalınız)dır. Ey insanlar dikkat ediniz! Rabbiniz tektir. Arabın, Arab olmayana, Arab olmayanın Arab’a, siyahın kırmızıya, kırmızının siyaha, takvadan öte, hiçbir üstünlüğü yoktur. Şüphesiz Allah Teala Katında en üstününüz, Allah Teala’dan en çok korkanınızdır.
(Müsned-i Ahmed b. Hanbel, 5/411)
Sizin ÅŸu soyunuz-sopunuz kimseye üstünlük ve kibir taslamaya vesile olacak ÅŸey deÄŸildir. (Ey insanlar)! Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Hepiniz bir ölçek içindeki birbirine eÅŸit buÄŸday taneleri gibisiniz… Halbuki, hiç kimsenin kimseye din ve takva müstesna üstünlüğü yoktur. KiÅŸiye kötü olması için; baÅŸkalarını yermesi, küçük görmesi, cimri, kötü huylu, had ve hududu aÅŸmış olması yeter.
(Müsned-i Ahmed b. Hanbel, 4/158, İbnu Kesir, 4/218)
Biz müslümanlar icin bir birinden güzel hadisler umarim Allah C.C bizleri doğru yolumuzdan hiç bir zaman sasirtmaz amin..
One Response to “Hadis-i Åžerifler”
Yorumunuzu buraya yazabilirsiniz..
![]() |








ELINE KOLUNA YUREGINE SAGLIK DIYORUM SAGOL AYDIN GUZEL YORUMUN VAR